Gustave Flaubert “Madame Bovary”

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Roman İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 16-06-2010

Madame Bovary Romanının Özeti

Birinci Bölüm

Bir papazdan aldığı yarım yamalak eğitimle on beş yaşına gelen Charles Bovary, Rouen Koleji’ne verilir. Sınıf arkadaşları, aralarına yeni katılan bu yeni öğrenciyi çok komik bulurlar, onun köylü kılığıyla, saf duruşuyla, şaşkınlığıyla dalga geçerler. Eski bir alay cerrahı yardımcısı olan babası, zengin bir kadınla evlenince kendisini iyiden iyiye tembelliğe vermiş, vaktinin çoğunu servetini tüketmek için harcamıştır. Babasının aksine annesi, oğlunun okuması, yüksek yerlere gelebilmesi için çok emek sarf etmiştir.

Annesinin onca çabasına rağmen, Charles başarılı bir öğrenci olamaz. Tıp okuması için kolejden alınır. Charles’a tıp dersleri çok ağır gelir, çok çalışmasına rağmen derslerden hiçbir şey anlamaz. Doktorluk belgesi almak için girdiği sınavda başarısız olur. Annesinin teşvikiyle sınavlara yeniden hazırlanır, gece gündüz çalışır, her şeyi ezberler. Sonunda iyi bir notla sınavı geçer. devamını oku… »

Halit Ziya Uşaklıgil “Mai ve Siyah”

3

Yazan Bülent Sakça | Kategori Roman İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 16-06-2010

Halit Ziya Uşaklıgil, Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının Tanzimat’tan sonra ikinci dönemi olan “Servet-i Fünun Edebiyatı”nın (Edebiyat-ı Cedide’nin) en önemli, en usta romancısıdır. Türk romancılığında Halit Ziya adı, son derece önemlidir. Çünkü Halit Ziya’dan önceki Türk romanları olaya ve maceraya dayanan, faydayı esas alan, özentisiz bir üslupla yazılmış, sağlam bir teknikten yoksun eserlerdir. İşte Halit Ziya bu basit ve kaba romancılığa son vermiş, kahramanların iç dünyalarını, duygularını ayrıntılı olarak tahlil eden, insan-çevre ilişkisine önem veren, kompozisyon bütünlüğü olan, sağlam bir teknikle yazılmış, Batılı tekniğe uygun ilk romanları kaleme almıştır. Romanlarında âdeta bir dantel gibi sabırla, titizlikle işlenmiş, süslü, sanatlı, şiirsel bir üslup vardır.

Halit Ziya’nın romanlarında kullandığı dil, günlük konuşma dilinin sadelik ve doğallığından bir hayli uzaktır. Konuşma dilinde yer almayan Arapça, Farsça sözcük ve tamlamaların yoğun bir şekilde kullanıldığı, ağır, süslü ve sanatkârane bir dil kullanır. Romanlarının orijinal dili, günümüz okuyucusu için oldukça ağırdır. Halit Ziya eserlerinde ağır bir dil kullandığını kendisi de sonradan kabul etmiş, ölmeden bir süre önce eserlerini bizzat kendisi sadeleştirmiştir. devamını oku… »

William Shakespeare “Hamlet”

2

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 16-06-2010

Hamlet Oyununun Konusu

Shakespeare’in (1564-1616) “Hamlet” (1601) adlı oyununun en belirgin teması, “intikam”dır. Oyunun baş kahramanı olan Hamlet, babasının kulağına zehirli sıvı akıtılarak amcası tarafından öldürüldüğünü öğrendikten sonra, tek bir amaç için yaşar: Babasının öcünü almak. Ayrıca Laertes de, babasını öldürdüğü için Hamlet’ten intikam almak ister.

Oyunun konusuna Hamlet’in amcası Claudius açısından bakacak olursak, şiddetli bir “ihtiras” duygusunun ön plana çıktığını görürüz. Claudius gözü doymaz bir insandır. Her şeyi elde etmek ister. Kardeşinin tacını alır, fakat bununla da yetinmez, karısına göz diker. İstek ve arzularına kavuşmak için önüne çıkan her türlü engeli yok etmek ister.

Kraliçe Gertrude açısından baktığımızda ise, “ihanet” temasını görürüz. Kraliçe kocasının ölümünden sonra yas tutup ağlamak yerine, Claudius’un yaptığı aşk davetine karşılık vererek onunla evlenmiştir. Kocasının katiliyle aynı yatağı paylaşmış, kocasına ihanet etmiştir. devamını oku… »

Yaşar Kemal “İnce Memed”

1

Yazan Bülent Sakça | Kategori Roman İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 14-06-2010

İnce Memed Romanının Konusu

Yaşar Kemal’in İnce Memed adlı romanı başkaldıran, mecbur insanın destanıdır. Romanın baş kahramanı olan Memed, kişisel öcünü alır, fakat köylüler onun yakasını bırakmaz. İnce Memed halkın yarattığı bir kahramandır, bu nedenle halkın rahatını sağlamaya, bolluk ve bereket kazandırmaya, haksızlıkları önlemeye mecburdur. Hükümetin yapamadığını halk kendi kahramanından bekler.

Cumhuriyetin ilk yılları olduğundan henüz bir kargaşa ortamı vardır. Köylü kendi kaderine terk edilmiş, eşraf ve ağalar toprak kazanma ve köylüyü sömürme yarışına girmiş, yöneticiler de eşraf ve ağalarla işbirliği yaparak, her biri bir yandan halkı ezmektedir. Bunlara karşı çıkmak için halkın önünde iki seçenek vardır: Ya bir kahramana ya da dinî bir lidere sığınmak. Bu kahramanı, olağanüstü özelliklerle süsleyerek kendilerine bir kurtuluş umudu yaratacaklardır. Hükümetin duyarsız kalması nedeniyle haksızlıkları önleme, zalimleri cezalandırma görevi soylu bir eşkıyaya, yani halkın kendi yarattığı bir kahramana, İnce Memed’e verilmiştir.

İnce Memed romanının en belirgin konusu ağaların yoksul halka yaptığı zorbalıklar, zulümlerdir. Romanda “zulüm, acımasızlık, sömürü, baskı, adaletsizlik, bencillik, toprak hırsı, acizlik, sahipsizlik” temaları çarpıcı bir biçimde işlenmiştir. İnce Memed romanındaki ağalar son derece zalim ve acımasızdır. Her yeni gelen ağa zalimlikte öncekinden bin kat daha beterdir. Hepsinin gözünü toprak hırsı bürümüştür. devamını oku… »

Reşat Nuri Güntekin “Çalıkuşu”

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Roman İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 13-06-2010

Çalıkuşu romanında genç ve güzel bir kız olan Feride’nin -kalbi yaralı ve kanadı kırık bir Çalıkuşu’nun- çocukluk döneminde yaptığı yaramazlıklar, ilk gençlik döneminde teyzesinin oğlu Kâmran’ı kıskanması, yaşadığı bu duyguların aşk olduğunu anlaması, sevdiği bu insanla nişanlanması, düğünden üç gün önce nişanlısının başka bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrenmesi, bunun üzerine yaşadığı köşkü ve İstanbul’u terk etmesi, genç bir öğretmen olarak Anadolu’nun ücra köşelerine gitmesi, buralarda yaşadığı maddî ve manevî sıkıntılar, beş-altı yıl süren Anadolu macerasından sonra Tekirdağ’a dönmesi, sevdiği ve asla unutamadığı Kâmran’a kavuşması anlatılır.

Bu roman hem ferdî hem de sosyal bir içeriğe sahiptir. Bir yandan Feride ile Kâmran arasındaki aşkı okurken diğer yandan Anadolu coğrafyasını ve bu topraklarda yaşayan insanların sefaletini, yoksulluğunu, cehaletini görürüz. Ayrıca yazar, eğitimci olmanın verdiği tecrübeyle o dönem Türkiye’sinde eğitim-öğretim kurumlarındaki aksaklıkları, yetersizlikleri, bürokrasiyle ilgili çarpıklıkları da tüm çıplaklığıyla aktarır. devamını oku… »

Ahmet Hamdi Tanpınar “Huzur”

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Roman İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 13-06-2010

Huzur Romanının Yapısı

Huzur” romanı, “İhsan“, “Nuran“, “Suat” ve “Mümtaz” başlıklarını taşıyan dört bölümden oluşur. Bunlar romanda yer alan ve önem arz eden kişilerin adlarıdır. Fakat bu bölümlere bu kişilerin adlarının verilmesi, bu bölümlerde bu kişiler anlatıldığı için değil, romanın konusu içerisinde bu kişilerin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamak içindir.

İhsan“, romanın baş kahramanı olan Mümtaz’ın yetişmesinde çok emek sarf eden bir kişidir. Mümtaz’ın her yönüyle beğenip takdir ettiği, örnek aldığı bir kişidir. “Nuran“, Mümtaz’ın çok sevdiği, içten ve derin bir tutkuyla bağlı olduğu kadındır. Sanata, musikiye duyduğu yakın ilgiden dolayı Mümtaz ona hayranlık duyar. “Suat“, romanın kötü kahramanıdır. Dengesiz davranışları olan, kendisini insanlardan soyutlamış, kimseyi sevmeyen biridir. Kendisini asarak Mümtaz ile Nuran’ın ayrılmalarına sebep olur. “Mümtaz” ise, romanın merkezindeki kişidir. Yazar, romanı onun penceresinden bakarak yürütür. devamını oku… »

Reşat Nuri Güntekin “Yaprak Dökümü”

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Roman İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 12-06-2010

Yaprak Dökümü Romanının Konusu

Reşat Nuri Güntekin “Yaprak Dökümü” adlı romanında, dar gelirli bir memur ailesinin, değişen sosyo-ekonomik şartlar içerisinde ahlâkî yönden çöküşünü, parçalanıp dağılışını başarıyla sergiler.

Emekli bir memur olan Ali Rıza Bey ile çocukları arasında tam anlamıyla bir çatışma söz konusudur. Eski gelenek ve ahlâk anlayışına bağlı, inançlı, namuslu ve dürüst bir insan olan Ali Rıza Bey ile Batılı tarzdaki moda, giyim-kuşam, eğlence, müzik ve dans düşkünü, ahlâkî yönden zayıf, saygısız çocukları arasında yaşanan kuşak çatışması gözler önüne serilir.

Yazara göre çocuklarının mutlu olmasını isteyen bir baba, çocuklarına iyi bir isimle birlikte bir miktar da para bırakmalıdır. Sadece temiz bir isim karın doyurmaz. Reşat Nuri, okuyucuya vermek istediği mesajı, romanın ilk sayfalarında şu şekilde dile getirir: “Bir babanın çocuklarına bırakacağı en kıymetli miras temiz bir isimdir… Temiz bir isim, bir miktar dünyalıkla beraber olursa âlâ; fakat züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet iki göbek dayanabilir.” (s.8) “Babasınız, çocuklarınız var, paranız yok değil mi? Evlatlarınız âhir ömrünüzde size bir feci yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet vermezler.” devamını oku… »