Molière “Kibarlık Budalası”

4

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 30-04-2011

Molière, “Kibarlık Budalası(Le Bourgeois Gentilhomme) adlı oyununu 1670’te sahneye koymuştur. Kral XIV. Louis’nin isteği üzerine bale-oyun olarak tasarlanan eser, beş perdelik bir komedidir. Oyunun orijinal adı, Le Bourgeois Gentilhomme’dur. Gentilhomme, “gentillesse” sözcüğünden gelir. Gentillesse sözcüğü, “doğuştan gelen soyluluk değil, seçerek, inanarak benimsenmiş bir soyluluk” demektir. Molière döneminde ise, “ince, kibar davranış, hareketlerdeki zarafet, zihnin ince, entelektüel yeteneklerini gösterme” anlamına gelir.

Kibarlık Budalası Oyununun Konusu

Molière, Kibarlık Budalası adlı oyununda, kaderin bir cilvesiyle burjuva olarak dünyaya gelmiş olan bir adamın, kibarlığı öğrenerek soylular sınıfına geçmek hayaliyle tuhaf heveslere kapılmasını, bu uğurda müzik, dans, kılıç, felsefe dersleri almasını, kibarlık ve soyluluk merakı yüzünden gülünç durumlara düşmesini konu olarak işlemiştir.

Oyunda işlenen en güçlü tema “kibarlık ve soyluluk düşkünlüğü”dür. Oyunun baş kahramanı olan Mösyö Jourdain, kumaş tüccarı olan bir babanın oğludur. Mösyö Jourdain, ait olduğu toplumsal sınıftan, yani bir burjuva olmaktan memnun değildir. Onun gözü, aristokrasidedir. Soylular sınıfından olanlara karşı aşırı bir hayranlık duymaktadır. Kendisinin bir burjuva olduğunu kabullenmek istemez, soylular sınıfından biriymiş gibi davranır. Bir soylu olabilmek için tuhaf heveslere kapılır. Fakat ne yapsa boşunadır. Kibarlıktan ve incelikten nasibini almamış, kaba bir adamdır Mösyö Jourdain. devamını oku… »

Moliére “Hastalık Hastası”

2

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 27-02-2011

Molière’in yazdığı son tiyatro olan Hastalık Hastası (La Malade Imaginaire) ilk kez 10 Şubat 1673’te Paris’te sahnelenmiştir. Oyununun konusu, aslında sağlıklı olan saf bir adamın, doktorunun yalanlarına kanarak kendini ölümcül bir hasta olarak görmesidir.

Molière hem oyunu yönetir hem de başrolü –Argan– kendisi oynar. Hastalık Hastası’nı yazdığı sırada hastalanan yazar, dördüncü temsilden sonra ağırlaşır. Evine götürüldükten birkaç saat sonra da ölür. Din adamları, Molière’in cenazesini kaldırmak istemezler. Cenaze, ancak dört gün sonra, Kral’ın emri ve Başpiskopos’un özel izniyle kaldırılır. Dünyanın en tanınmış tiyatro yazarlarından biri olan Molière, mezarlığın ölü doğan/vaftiz edilmemiş çocuklar için ayrılan bir köşesine, gece vakti, tören yapılmadan, sessizce gömülür.

Oyunun baş kahramanı olan Argan; bencil, acımasız, çıkarcı, ikiyüzlü insanlar tarafından kuşatılmıştır. Öylesine saftır ki, çevresinde dönen dolapların hiçbirinin farkına varamaz. Hasta olmadığı halde, doktoru sürekli olarak muayeneye gelir, türlü türlü ilaçlar yazar. Eczacı da ilaç fiyatlarını kafasına göre yükseltir. Doktor ve eczacı için yağlı bir müşteridir Argan. İkinci karısı tarafından da sevilmez. Beline, sırf parası, malı mülkü için evlenmiştir. Kocasına yapmacık bir sevgi, şefkat gösterir, fakat gerçekte kocasının ölmesini ve mirasa konmayı sabırsızlıkla bekler. devamını oku… »

Necati Cumalı “Mine”

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 02-11-2010

Mine Oyununun Konusu

Necati Cumalı “Mine” oyununda, kocasını sevmeyen, aşk, sevgi, tutku ve heyecan gibi duygulara susamış genç ve güzel bir kadının yalnızlığını, mutsuzluğunu, acı içinde kıvranışını; kadını sadece cinsel bir obje olarak gören cahil insanların bulunduğu bir kasabada, genç ve güzel bir kadın olarak yaşamanın zorluklarını anlatır.

Oyunda işlenen güçlü temalardan biri “cinsel tatminsizlik”tir. Yazar; eğitimsiz, cahil, cinsel yönden tatminsiz erkeklerin bulunduğu küçük bir kasabada, genç ve güzel bir kadın olarak yaşamanın nasıl bir işkence olduğunu göstermeye çalışır.

Mine oldukça güzel bir kadındır. Henüz on yedi yaşında küçük bir kızken, annesinin zoruyla Cemil’le evlenmiştir. Kocasını hiç sevmemesine rağmen, yedi yıldır bu evliliğe katlanmıştır. Mine’nin kocası, incelikten uzak, cahil, basit, kişiliksiz bir adamdır. Yaşı kırkın üzerindedir. Kocasının yaşlılığı ve pasifliği kasaba erkeklerini cesaretlendirir. Mine hiçbirine yüz vermez. Buna rağmen yaşlısından gencine neredeyse kasabanın tüm erkekleri genç kadının peşindedir, hastasıdır. Kasaba erkeklerinin Mine’ye karşı duydukları aşk ve sevgi değil, cinsel açlığın verdiği bedensel sahiplenmedir. Genç kadının güzelliğine vurgundurlar, şiddetle arzuladıkları tek şey Mine’nin güzel bedenine sahip olmaktır. devamını oku… »

Namık Kemal “Vatan yahut Silistre”

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 09-07-2010

Vatan yahut Silistre Oyununun Özeti

Birinci Perde

Zekiye, sütannesi ile birlikte yaşayan on yedi yaşında genç bir kızdır. Henüz iki yaşındayken, babası rütbeleri elinden alındığı için utancından bir daha evine dönememiştir. Kocasının yokluğuna dayanamayan annesi, verem hastalığına yakalanmış, beş yıl bu hastalıkla pençeleştikten sonra ölmüştür. Zavallı Zekiye, iki yaşında babasını, yedi yaşında annesini, dokuz yaşında ise ağabeyini kaybetmiştir; sütannesiyle birlikte yaşamaktadır.

Zekiye birkaç gün önce sütannesiyle bir gezintiye çıkmış, gezinti sırasında İslâm Bey adında genç biriyle göz göze gelmiş, bu yakışıklı gençten çok etkilenmiştir. Aynı şekilde İslâm Bey de Zekiye’den hoşlanmıştır. İslâm Bey, yaşadığı bu tatlı heyecanı, genç kıza karşı duyduğu hayranlığı dile getiren bir aşk mektubu yazmış, mektubu da sütanneye teslim etmiştir. Elinde mektupla odasında heyecanlı bir şekilde dolanan Zekiye, duygularını dile getirir. Bu sırada İslâm Bey, pencere dibinde gizlenmiş, Zekiye’nin konuşmalarını dinlemektedir. devamını oku… »

William Shakespeare “Hamlet”

2

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 16-06-2010

Hamlet Oyununun Konusu

Shakespeare’in (1564-1616) “Hamlet” (1601) adlı oyununun en belirgin teması, “intikam”dır. Oyunun baş kahramanı olan Hamlet, babasının kulağına zehirli sıvı akıtılarak amcası tarafından öldürüldüğünü öğrendikten sonra, tek bir amaç için yaşar: Babasının öcünü almak. Ayrıca Laertes de, babasını öldürdüğü için Hamlet’ten intikam almak ister.

Oyunun konusuna Hamlet’in amcası Claudius açısından bakacak olursak, şiddetli bir “ihtiras” duygusunun ön plana çıktığını görürüz. Claudius gözü doymaz bir insandır. Her şeyi elde etmek ister. Kardeşinin tacını alır, fakat bununla da yetinmez, karısına göz diker. İstek ve arzularına kavuşmak için önüne çıkan her türlü engeli yok etmek ister.

Kraliçe Gertrude açısından baktığımızda ise, “ihanet” temasını görürüz. Kraliçe kocasının ölümünden sonra yas tutup ağlamak yerine, Claudius’un yaptığı aşk davetine karşılık vererek onunla evlenmiştir. Kocasının katiliyle aynı yatağı paylaşmış, kocasına ihanet etmiştir. devamını oku… »

Moliére “Cimri”

2

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 12-06-2010

Cimri Oyununun Konusu

Moliére’in (1622-1673) “Cimri” (1668) adlı oyununda, paradan başka hiçbir şeye değer vermeyen, çok zengin olmasına rağmen hastalık derecesinde cimri bir adam olan Harpagon’un kişiliğine uygun kusurlu davranışları, komedi tarzında sergilenmiştir. Oyunda Harpagon’un şahsında, cimri bir adamın düştüğü gülünç durumları, sergilediği tuhaf davranışları görürüz.

Oyunun başından sonuna dek kuvvetle hissedilen tema, “cimrilik”tir. Oyundaki gülmece unsurunu, Harpagon’un cimriliğinden kaynaklanan davranışları oluşturur. Harpagon’un cimrilikleri saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Cleante ve Elise, zengin olmalarına rağmen babalarının tutumu yüzünden sıkıntı içinde yaşamaktadırlar, arkadaşlarından sürekli borç alırlar, elbiselerini ancak veresiye satan dükkânlardan alabilirler. Cleante, yoksul sevgilisi Mariane’a para yardımında bulunamaz, ona gönül okşayıcı hediyeler alamaz. devamını oku… »

William Shakespeare “Othello”

3

Yazan Bülent Sakça | Kategori Tiyatro İncelemeleri | Yayımlanma tarihi 07-06-2010

İngilizlerin en ünlü tiyatro yazarı William Shakespeare’in 1604 yılında trajedi türünde yazdığı Othello adlı oyununun konusu, yıllarca Venedik devletinin hizmetinde savaşmış, türlü kahramanlıklar göstermiş Mağripli zenci bir komutan ile Venedikli beyaz bir kızın engel tanımayan aşkları, karısını delicesine seven bu komutanın emrindeki bir subayın kara çalmaları yüzünden karısından soğuması, karısına hediye ettiği ve namus simgesi olarak gördüğü küçük bir mendili başka bir erkeğin elinde görünce aldatıldığı kuşkusuna kapılıp çok sevdiği karısını boğarak vahşice öldürmesidir.

Kıskançlık nedir?.. Bir düşünün… Kıskançlık duygusu, seven bir insana neler yaptırabilir? Sevgiliye hediye edilen küçük bir mendil, namus simgesi olabilir mi? Kıskançlık duygusu, aşk ve sevgiyi yok edecek kadar güçlü müdür? Kıskançlık duygusu, âşığın gözlerini kör edip ona her türlü kötülüğü yaptırabilir mi? Kıskançlık duygusu, sevdiğiniz insanı boğarak öldürecek kadar sizi vahşileştirebilir mi? Sevdiğiniz bir insanın ihanet ettiği kuşkusu sizi ne kadar derinden yaralar? devamını oku… »