Günlük

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 23-07-2010

Bir kimsenin gündelik yaşamıyla ilgili gözlemlerini, duygularını günü gününe yazdığı ve üzerine tarih attığı yazılara “günlük” denir.

“Günlük” terimi yerine “günce” de kullanılır, yaygın olan kullanım “günlük”tür.

Bir insan niçin günlük tutma gereksinimi duyar?

“İnsanın içini dökmeden edemediği dakikalar olur. Bir dost, bu dakikalarda erişilmez bir değer kazanır. Ama her şey bir dosta söylenemez ki! Onun için, hele bir insan yazarsa, içinin gizli kıvrımlarını görmesini biliyorsa, masasının başına geçip kalemi eline almadan edemez. İşte günlük dediğimiz, yazarın kendi kendisiyle alçak sesle konuşmasından doğmuştur.” Suut Kemal Yetkin

Kişinin tuttuğu günlük, onun yakın arkadaşı gibidir. En yakın arkadaşa dahi söylemeye çekinilen duygular günlüğün satırlarına akıp gider. Günlük kişinin sırdaşıdır. En gizli duygular günlükle paylaşılır. devamını oku… »

Anı

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 19-07-2010

Bir kimsenin başından geçen veya yaşadığı dönemde tanık olduğu olayları anlattığı yazılara “anı” denir.

Anı türünü karşılamak üzere “hatıra” ve “hatırat” terimleri de kullanılır.

Anılarda genellikle üzerinden uzunca bir süre geçmiş olaylar anlatıldığı için pek çok ayrıntı hafızalardan silinir. Anı yazarı hatırlayamadığı yerleri hayal dünyasında yeniden kurgular. Üzerinden yıllar geçmiş bir olayı, tüm ayrıntılarıyla net bir şekilde hatırlamak mümkün değildir.

Anı türündeki eserlerde anlatılanlar tarihsel gerçeklikten uzaktır. Bu tür eserlerde anlatılan olayların yüzde yüz gerçek olduğunu söylemek yanlış olur. Anılar gerçeklik noktasında yüzde yüz güvenilir eserler değildir. Yazarın anlattıklarının tamamı gerçek değildir. Anı yazarı olayları kendi bakış açısıyla anlatır.  Aynı olaylar üzerine başka yazarlar tarafından yazılmış anıları okuduğumuzda, bu anıların birbirinden farklı olduğunu görürüz. Çünkü her yazar olayları kendince yorumlar. devamını oku… »

Sohbet

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 15-07-2010

Bir yazarın gündelik yaşam, insan, sanat ve edebiyatla ilgili bir konu hakkındaki düşüncelerini, sanki karşısında okuyucular varmış da onlarla sohbet ediyormuşçasına sıcak ve içten bir anlatımla dile getirdiği yazılara “sohbet” denir.

Sohbet sözcüğü, dilimize Arapçadan geçmiştir. Sohbet türündeki yazılara “söyleşi” de denmektedir.

Gündelik yaşamda insanı ilgilendiren hemen her şey sohbetin konusu olabilir. Sohbet yazarı bir anısını, bir sanatçı arkadaşını, onun eserleri hakkındaki değerlendirmelerini, okuduğu bir dergi ve kitap hakkındaki düşüncelerini, izlediği bir sinema veya tiyatro hakkındaki yorumlarını, gündelik yaşamında gözüne takılan şeyleri okuyucularıyla paylaşır.

Sohbet türündeki yazıların deneme, makale, fıkra gibi diğer türlerden ayrılan yönü konunun işlenişinde, anlatımındadır. Okuyucu, sohbet türündeki bir yazıyı okurken bir anda yazar tarafından kuşatıldığımızı, yazarın çekim gücünün etkisine girdiğimizi hissederiz. Sanki yazar ete kemiğe bürünür, karşımıza geçer, bizimle konuşur, bize sorular sorar. devamını oku… »

Deneme

1

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 15-07-2010

Bir yazarın herhangi bir konuyla ilgili düşüncelerini kesin yargılara varmadan, kanıtlama endişesi taşımadan anlattığı kısa yazılara deneme denir.

Fransızca “essai” sözcüğünün Türkçedeki karşılığı “deneme”dir. Edebiyatımızda önceleri bu türü karşılamak üzere “kalem tecrübesi” gibi terimler kullanılmış, zamanla “deneme” terimi yerleşmiştir.

Günlük yaşamda insanı ilgilendiren hemen her şey denemenin konusu olabilir. Denemelerde yalnızlık, mutluluk, ölüm, öfke, korku, yaşama sevgisi, dostluk, şiir, dil, kitap, kurnazlık, talih, zenginlik… gibi konular işlenir.

Denemeler bir solukta okunabilecek birkaç sayfalık kısa yazılardır.

Denemeci ele aldığı konulara kendi ben’i açısından bakar, başkalarının ne düşündüğünü umursamaz. devamını oku… »

Portre

1

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 13-07-2010

Bir yazarın yakından tanıdığı, değerli saydığı, etkilendiği, beğendiği kişilerin karakter özelliklerini, belirgin yanlarını, aralarında geçen ilginç olayları anlattığı kısa yazılara “portre” denir.

Fransızcada “portraire” sözcüğünün anlamı “tasvir etmek”tir. Latincede ise “por-traire”, “birinin resmini cepheden çizmek” demektir. İyi bir portre ressamından beklenen, kişinin sadece baş ve omuz kısmının resmini çizmesi, ayrıca bu resme kişinin ruhunu, kişiliğini ekleyebilmesidir. İşte portre yazarı da kişinin iç dünyasına girebilmeli, karakter özelliklerini, huy ve davranışlarını, arkadaş ilişkilerini, başkalarının o kişi hakkındaki görüşlerini anlatmalıdır.

Fizikî Portre: Kişinin dış görünüşünün, fiziksel özelliklerinin anlatıldığı portrelerdir.

Ruhî Portre: Kişinin karakter özelliklerinin, iç dünyasının anlatıldığı portrelerdir. devamını oku… »

Biyografi

0

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 13-07-2010

Bilim, sanat, edebiyat, siyaset, ticaret, spor gibi alanlarda başarılı olmuş, yaptıkları ve eserleriyle yaşadıkları döneme iz bırakmış, ünlenmiş kişilerin hayatlarının anlatıldığı eserlere “biyografi” denir.

Biyografilerde kişinin yaşam öyküsü bir başkası tarafından anlatılır.

“Biyografi” teriminin Türkçe karşılığı “hayat hikâyesi” veya “yaşam öyküsü”dür. “Biyografi” sözcüğünün kökeni, Yunanca “bios” (hayat) ve “grafien” (yazmak) sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.

Biyografilerde kişinin doğumundan itibaren çocukluk yılları, öğrenim ve meslek hayatı, yaşam tarzı, kişilik özellikleri, etkilendiği kişiler, eserleri kronolojik olarak anlatılır.

Hayatta olmayan kişilerin biyografisi yazılabileceği gibi, sağ olanların da biyografisi yazılabilir. Hayatta olmayan bir kişinin biyografisi yazılacaksa kişinin doğumundan ölümüne kadarki dönem, yaşayan bir kişinin biyografisi yazılacaksa kişinin doğumundan biyografisinin yazıldığı ana kadarki dönemi anlatılır. devamını oku… »

Gezi Yazısı

12

Yazan Bülent Sakça | Kategori Edebiyat Türleri | Yayımlanma tarihi 12-07-2010

Yurt içinde veya yurt dışında gezip görülen yerlerin ilginç özellikleriyle tanıtıldığı yazılara “gezi yazısı” denir.

Gezi yazarı, gezip gördüğü yerlerle ilgili kendi gözlemlerini, değerlendirmelerini yapar, bunun yanı sıra o bölgenin tarihî, coğrafî özellikleri, halkın yaşayışı, gelenek görenekleri, kültürleri hakkında da bilgiler verir.

Gezi yazıları okuyucuların gezip görme arzularını karşılar, onları eğlendirerek yaşadıkları ortamın tekdüzeliğinden kurtarır.

Gezi yazarları sıradan şeyleri değil, ilginç olan şeyleri görüp anlatabilmelidir. İnsan her gün çevresinde gördüğü, sürekli karşılaştığı, bildiği şeylere ilgi göstermez.

Gezi yazarlarının güçlü bir gözlem yeteneğine sahip olmaları gerekir. Nice insanlar vardır ki, ömürleri yollarda geçer de, güzelliklerin, ilginç şeylerin farkına varamaz.

“Gezip görmek, ölümlü insanoğlunun gerçekleştirmek istediği büyük bir özlem bir bakıma. Gidip gezdiği yerlerde bir şeyler görebilene, elbette. Gördüklerinden yeni güçler kazanmasını bilenlere. Ama, derinliği zorlamayanlar, okyanuslar aşıp yıllar yılı dolaşsa, yine de kupkuru ve tamtakır dönüp gelirler. Gösterişli yapılardan, tadına doyulmayan yemeklerden ve içkilerden, değişik güzellikte kadınlardan, cicili bicili giysilerden gayrısını görememişlerdir.”  devamını oku… »